ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2008 Perşembe

zaman: 10:53 Etiketler: Gönderen Ateius 1 yorum

The Gardiner Museum

Kanada’nın seramik sanatına ayrılmış tek müzesi Gardiner Museum, 30 ay süren bir renovasyon ve genişletme çalışmasının ardından 2006 yılının Haziran ayında açılmıştı. 

Toronto’da yer alan bina, şehrin yüksek profilli güney kısmında konuşlanmış. Müzenin 1984 yılında yapılan orijinal hali, yetersiz geliyordu. Bu yıl Young Centre for the Performing Arts ile de ödül alan Kuwabara Payne McKenna Blumberg Architects (KPMB) tarafından tasarlanan yapının 14 bin metrekarelik eklentisiyle sorun çözülerek gittikçe büyüyen kuruma destek sağlanmış oldu.

Zeminden tavana kadar yapılan ön cephedeki pencereler sayesinde daha çekici bir hale gelen müzenin sokak manzarasını içeri taşıyan teras platformları da ilgiyi artırmak için mimarlar tarafından düşünülmüş. Sadece sergi alanlarıyla değil, müze mağazası ve restoranıyla da bir kültür adresi olmak isteyen müze; öncelikle mağazayı genişletip ünlü şeflerden birini restoranın başına geçirmiş. Binada kullanılan bütün malzemeler, restoranda biraraya getirilmiş. Binanın dış cephesindeki gri taş, ahşap zemin ve galerilerin beyaz tavanları gibi özellikler restoranda da hakim. 


Vogue dergisinin Toronto’da gidilebilecek en iyi yerler listesine aldığı Gardiner Müzesi, iyi planlama ve tasarımın meyvelerini topluyor. Yeniden açıldığından bu yana, üyelik oranında yüzde 20’lik artışın yanısıra, ziyaretçilerin sayısının da çoğalmasıyla restoran ve mağazadan elde edilen gelir yüzde 95 dolayında yükselmiş. 

Müze, kurumun başına bela olan altyapı problemlerini de çözdü. Kuwabara Payne McKenna Blumberg Architects tarafından yapılan tasarımda müzenin öngörülen büyümesini kaldırabilecek şekilde planlandı. Yeni tasarımda 3 yeni galeri, daha geniş eğitim ve araştırma alanları, ve Kanada’nın ünlü şefi Jamie Kennedy’nin başında olduğu müze restoranıyla başarılı bir işletmecilik örneği sergiliyor.

Müzenin cilalanmış kireç taşı ve camdan oluşan yeni fasadı, yayaların ilgisini çekip içeri davet ederken aynı zamanda kurumun güçlü bir mimari kimliğe sahip olmasını da sağlıyor. 

Modernist tasarım, çevredeki neoklasik yapılarla tezat oluştursa da, kentin kalburüstü emlak piyasasını barındıran bu mahalledeki kültürel eksiklik müze sayesinde kapanıyor.

zaman: 10:42 Etiketler: Gönderen Ateius 0 yorum

Navy Federal Credit Union

Eski yerlerine sığamadıklarını farkedince yeni bir yer arayışına geçen Navy Federal Credit union yöneticileri; yenilik için Pensacola’yı seçmişler ve burada Heritage Oaks Center kurulmuş. .


62 bin metrekarelik merkez bina, 400 çağrı merkezi operatörünü barındırıyor. Atlantalı mimarların ASD’nin çevreye ve çalışanların ruh sağlığına duyarlı kalarak geliştirdikleri yapının felsefesi aslında oldukça basit: "Sağlıklı çalışan eşittir sağlıklı iş".


Yapı, bu yıl ödüllendirilen binalar arasında en çevreci olanı. Gold LEED sertifikasına sahip olan yapının heryerinde bambu gibi hoş koku yayıp oksijen üreten bitkiler yeralıyor. 122 metrelik dış cam duvar bütün gününü telefonlara cevap vererek geçiren çalışanlara dışarıdan motivasyon getiriyor. Molalarda fitness alanında ya da merkezin etrafına yerleştirilen banklarda buluşan çalışanlar, isterlerse jimnastik salonu ya da sağlık kliniğinden de faydalanabiliyorlar. İçeride varolan hava filtreleme sistemi ve bireysel ısıtma-soğutma mekanizmasıyla rahat bir çalışma alanı yaratılmış.

2004 yılında kurulan Heritage Oaks Center’a 60 pozisyon için 1300 iş başvurusu olmuştu. Yöneticiler bu durumu, binanın tasarımıyla pekiştirilen çalışan merkezli bir işyeri olmalarına bağlıyor.

4 Temmuz 2008 Cuma

zaman: 12:35 Etiketler: Gönderen Ateius 0 yorum


United States Census Bureau

Hükümet binaları genelde içinde çalışanların değil de işi yaptıranların zevkine göre tasarlanmış kutu gibi, sıkıcı ve ucuza mal edilmesi tercih edilen binalardır. Ancak Amerika İstatistik Bürosu bir çok özelliğiyle bu binalardan ayrılıyor.

Silver LEED (Leadership in Energy & Environmental Design) sertifikasına sahip bina; doğal kaynakları maksimize ederken sürdürülebilir malzeme ve geri dönüşümlü su kullanımının yanısıra günün büyük bir kısmını doğal ışıkla geçirmesine imkan veren aydınlatma sistemiyle; enerji tüketimini en aza indirmeyi amaçlıyor. Üç bin araçlık otoparkın çatısındaki sarmaşıklar, duman dolu çevreye oksijen pompalarken çirkin gözükebilecek yerleri de örtmeyi başarıyor. Lokal ahşap kullanılarak oluşturulan yassı zırh; sekiz katlı geniş binayı çevresindeki ormanlık sit alanıyla uyumlu hale getirmiş. Zemin katta Ana Cadde olarak da anılan alan tam 11 futbol sahası büyüklüğünde ve içinde fitness center, kafeterya, kredi birliği ve mağazalar barındırıyor. Ofisler, bireysel hava kontrolüne izin verecek şekilde tasarlanmış. Binayı süsleyen dış kabuk, malzemesi sayesinde yapının keskin hatlarını yumuşatarak hoş bir görünüm kazandırmış. Herkesin kullabımına açık olan çatı bahçelerinin yanısıra, metro istasyonuna bağlanan yol sayesinde toplu taşıma kullanımı teşvik ediliyor. Merkez binada daha önce 6 değişik mekanda çalışan 6 bin federal görevli çalışıyor. 2, 5 milyon metrekarelik dev kompleksin maliyeti ise 400 milyon dolar.

zaman: 12:31 Etiketler: Gönderen Ateius 2 yorum


 Young Center for the Performing Arts

    Bir taşla iki kuş vurmak bu binanın yaptığı işlerden biri: üniversitenin drama bölümüyle profesyonel bir tiyatro grubunu aynı çatı altında birleştirmek bu sayede gençlerin profesyonellerin deneyiminden, profesyonel aktörlerin de gençlerin heyecanınından faydalanmasını sağlamak. Soulpepper Theater Co. ve George Brown College Tiyatro Okulu, Haziran 2006’da taşındıkları binada 3. bir bonusa daha sahip oldular: halk da burada vakit geçirmek istiyordu. Kısacası, merkezin 7 gün 24 saat canlı atmosferi, yıl boyunca gösteri yapılmasına izin veren yeni alan; herkes için faydalı oldu. Taşınmalarının birinci yılında, genellikle klasik bir repertuara sahip olan Soulpepper Tiyatrosu, prıdüksiyonlarının sayısını yüzde 80 oranında yükseltti, seyirci sayısı ise tam yüzde 103 oranında arttı. Yıllık gelir ikiye katlanarak, 6 milyon dolara ulaştı. George Brown koleji ise, hem öğrencilerden hem de eğitmenlerden takdir topladı. Mekan; Toronto’nun Distillery Mahallesini bir kültür merkezine dönüştürmeyi amaçlayan daha geniş bir kentsel planlamanın parçası. KPMB mimarları, 19. yüzyıldan kalmış binayı 10 milyon dolar harcayarak sınıflar, prova alanları ve dört ayrı performans salonundan oluşan bir okula dönüştürdüler. Orjinal binanın endüstriyel mimarisi korundu. İnovativ mimarinin yükselişe geçtiği Toronto’da düşük bütçesiyle dikkat çeken Young Centre for the Performing Arts’ın mimarları; varolan tuğla yapıyı koruyarak mekanın işlenmemiş gerçekliğini ruhu olan bir performans alanına dönüştürmüş. Canlılığıyla dikkat çeken tiyatro mekanının hareketi çok geçmeden içinde bulunduğu eski sanayi mahallesini de etkisi altına alarak; bölgedeki restoran ve mağazaların da gelirlerinini artmasına yol açmış.

zaman: 12:29 Etiketler: Gönderen Ateius 0 yorum


InteractiveCorp

Denizde süzülen bir gemiye benzeyen bu 10 katlı binanın inşaatına 2004 yılının Haziran ayında başlandı ve geçtiğimiz Mart ayında bitirildi. 
New York’un sanat, yemek ve eğlence merkezi Manhattan bölgesinde Hudson River kısmında yer alan yapı kısa sürede yerel bir referans noktası haline gelmeyi başardı. Binanın şöhreti, yeni medya şirketinin 21. yüzyılın kültürel manzarasında bir yer edinmesini kolaylaştırdı.

Binanın çevreleyen hareketli yapı, web tabanlı işler için gereken yeteneği simgeliyor. İç dekorasyonu STUDIOS Architecture tarafından yapılan binada teknolojinin varlığı mekanları sarıyor. Şirketin yayıncılık geleneğine bağlı olması yüzünden, girişte halka açık olarak kullanılan lobide dünyanın en büyük yüksek çözünürlüklü video salonu yer alıyor.

Frank Gehry'nin New York’ta yaptığı ilk binanın dalgalı kabuğu, iç mekanda da dinamik ortamların oluşmasını sağlarken bir yandan da, aynı çatı altında yer alan pek çok markanın çeşitlilik ve yaratıcılığını da yansıtıyor. 
Kaynak: Yapi.com.tr


22 Haziran 2008 Pazar

zaman: 12:14 Etiketler: Gönderen Ateius 0 yorum


Alcatraz Jail

Alcatraz Adası, 1868 - 1963 yılları arasında cezaevi olarak kullanılmış bir adadır.

San Francisco Körfezi'nde sahile iki km. uzaklıkta 9 hektar alana yayılmış olan Alcatraz Adası, ABD'nin en ünlü hapishanelerinden biri olma özelliğini taşıdı.


Önceleri İspanyol'ların yönetiminde olan ada, "La Isla de los Alcatraces" (Pelikanlar Adası) adını taşımaktaydı. 1848 yılında ABD yönetimine geçen ada, bir süre San Francisco'nun savunması için askeri amaçlarla kullanıldı. 1868 yılında yapılan, yerli isyancıların önderlerinin tutulduğu hapishane, Alcatraz adasının gelecekteki rolünü de belirleyecekti. Ek binalarla giderek büyüyen cezaevi,1 Ocak 1934 tarihinde federal hapishaneye dönüştürüldü. Disiplinin sıkı tutulması amacıyla yeni hükümlü alınmayıp, diğer cezaevlerinden tehlikeli hükümlüler buraya nakledildi. 1934 Haziran'ında çeşitli yerlerden 196 tutuklu ve hükümlü bu kaçılması çok zor olan adaya taşındı.

Alcatraz Adası, birçok ünlü suçluyu "ağırlamıştır". Bunlardan bazıları; Al Capone, Doc Barker, "makineli tüfek" George Kelly, "kuş adam" ya da Alkatraz Kuşçusu olarak bilinen Robert Stroud, Bonnie ve Clyde ikilisinin şoförü Floyd Hamilton ve Alvin Karpis gibi isimlerdi.

Hükümlülerin sayılarla isimlendirildiği Alcatraz'da çok basit temel gereksinimler dışında hiçbir ayrıcalık yoktu. Cezaevi kitaplığından yararlanmak için bile en az beş yıl sorun çıkarmayan bir mahkum olma şartı aranıyor, aşırı akıntıyla çevrili adadan kaçışın çok zor olduğu hapishane koşulları, esir kamplarına benziyordu.


Kaynak:Vikipedi