14 Temmuz 2008 Pazartesi
Dinamik Kule
Dinamik Kule adı verilen 80 katlı binanın her katında bulunan prefabrik dairelerin her biri de birbirlerinden bağımsız devinim halinde olacak. Böylece binanın şekli de sürekli değişecek.
Dubai’de dünyanın ilk hareket eden binasının inşasına yakında başlanıyor. Binanın mimarı David Fisher, “Bu kendi etrafında dönen, hareket eden ve şekli sürekli değişen ilk bina olacak.” dedi.
New York’ta projenin tanıtımı sırasında konuşan İtalyan mimar Fisher, “Bina hiçbir zaman aynı görünmeyecek, ikinci bir kez aynı şekle bürünmeyecek” diye konuştu.
420 metre yüksekliğindeki binadaki daireler, ses komutasıyla merkezi bir kolonun etrafında 360 derece dönüş gerçekleştirecek. Bu dönüş, her kat arasında bulunan toplam 79 adet rüzgâr türbininin sağladığı enerjiyle söz konusu olacak.
Ayrıca bu türbinler tüm binanın kullanacağı elektriği ve fazlasını da üreteceği için, bina enerji açısından dış kaynaklara gereksinim duymayacak.
Kendi eksenleri etrafında dönmeleri bir ila üç saat alacak olan dairelerin fiyatları da 3 milyon 700 bin ila 36 milyon dolar olacak.
13 Temmuz 2008 Pazar
Guggenheim Museum
Guggenheim Museum
1997de açıldıktan sonra, eleştrimenler tarafından titanyum kütlesi olarak 20. yüzyılın en harika yapılardan biri olarak lanse edildi. Bu Bask şehrinin, rejenerasyonu için bir katalizörü olarak, yapı, konumu itibariyle şu ana kadar sahip olduğu akıcı bağlantısıyla yakın bir dost olduğunu iddia ediyor. Sahip olduğu gümüşümsü kuyruğu,devasa bir metal balık gibi bir köprünün altından ortaya çıkarıyor ve sahip olduğu kıvrımları Nervion nehrini kucaklıyor.
Chichen Itza
Chichen Itza
Chichen Itza (ya da okunuşuyla Çiçen İtza), Meksika’nın Yucatan Yarımadası’nda, Valladolid ve Mérida arasında yer alan, Kristof Kolomb öncesi dönemde kurulmuş bir Maya kentidir. Muhtemelen bir dönem Yucatan’ın dini merkezi olmuştur. Günümüzde Meksika’nın en çok ziyaret edilen ikinci arkeolojik sit alanıdır. Chichen-Itza’daki El Castillo (kale) adıyla tanınan Kukulkan (Kukuul Kaan) piramidinin yüksekliği üst platforma nazaran 24 m.’dir. (10. yy. sonunda yüksekliği 40 m. olan Uxmal’daki piramitten daha alçaktır.) 7 Temmuz 2007'de seçilen dünyanın yeni yedi harikasından biridir. Efsaneye göre kent 10.yy.’da Quetzalcoatl önderliğindeki Toltekler’ce alınmıştır. Kentteki önemli yapılar şunlardır:
Kale adıyla tanınan Kukulkan Tapınağı ya da Kukulkan Piramidi: Mayalar bu piramidi astronomi ve matematik bilgilerini ortaya koymak istercesine belirli bir sistemle inşa etmişlerdir. Örneğin 4 cephesinin her birinde 91 basamak yer alır ki, böylece 4x91’le bulduğumuz 364 sayısına en tepedeki düzlüğü (1) de eklediğimizde yıldaki günlerin sayısı olan 365’i bulmaktayız. Ayrıca, piramiti öyle bir şekilde yönlendirmişlerdir ki, ilkbahar ve sonbaharda ekinoksların gerçekleştiği an, piramite gelen güneş ışıkları piramitin çıkıntıları sayesinde, merdiven basamaklarının dibinde bulunan iki yılan başı yontusunun S’ler çizen bir gövde uzantısı oluşacak şekilde bir gölge oluşturmaktadır. (İki başlı yılan.) Bu yılan, Kukulkan adıyla bilinen ilah tüylü yılandır. (Yılanın bir özelliği vücudunun gökcisimlerinin yörüngeleri şeklini alabilmesi, S'ler çizebilmesidir.) Ayrıca piramiti inandıkları yeraltı alemi katları sayısı gibi 9 farklı düzey halinde düzenlemişlerdir. Piramitin tepesinden bakıldığında 300 hektarlık bir görüş alanına sahip olunur, yani kentteki tüm yapılar görülebilmektedir. [1]
Caracol (okunuşuyla Karakol) denilen gözlemevi. Yapıya içindeki spiral taş merdiven nedeniyle olsa gerek, “salyangoz” anlamında bu ad verilmiştir.
Adı Maya dilinde “esrarlı yazıların evi” anlamına gelen Akab Dzib
Baş rahibin tapınağı.
Savaşçılar Tapınağı.
Top oyunu sahası.
İspanyollarca “rahibeler manastırı” adı verilmiş yönetim sarayı.
Çeşitli tapınakları içeren, “eski Chichen” yapılar grubu
4 Temmuz 2008 Cuma
United States Census Bureau
Hükümet binaları genelde içinde çalışanların değil de işi yaptıranların zevkine göre tasarlanmış kutu gibi, sıkıcı ve ucuza mal edilmesi tercih edilen binalardır. Ancak Amerika İstatistik Bürosu bir çok özelliğiyle bu binalardan ayrılıyor.

Silver LEED (Leadership in Energy & Environmental Design) sertifikasına sahip bina; doğal kaynakları maksimize ederken sürdürülebilir malzeme ve geri dönüşümlü su kullanımının yanısıra günün büyük bir kısmını doğal ışıkla geçirmesine imkan veren aydınlatma sistemiyle; enerji tüketimini en aza indirmeyi amaçlıyor. Üç bin araçlık otoparkın çatısındaki sarmaşıklar, duman dolu çevreye oksijen pompalarken çirkin gözükebilecek yerleri de örtmeyi başarıyor. Lokal ahşap kullanılarak oluşturulan yassı zırh; sekiz katlı geniş binayı çevresindeki ormanlık sit alanıyla uyumlu hale getirmiş. Zemin katta Ana Cadde olarak da anılan alan tam 11 futbol sahası büyüklüğünde ve içinde fitness center, kafeterya, kredi birliği ve mağazalar barındırıyor. Ofisler, bireysel hava kontrolüne izin verecek şekilde tasarlanmış. Binayı süsleyen dış kabuk, malzemesi sayesinde yapının keskin hatlarını yumuşatarak hoş bir görünüm kazandırmış. Herkesin kullabımına açık olan çatı bahçelerinin yanısıra, metro istasyonuna bağlanan yol sayesinde toplu taşıma kullanımı teşvik ediliyor. Merkez binada daha önce 6 değişik mekanda çalışan 6 bin federal görevli çalışıyor. 2, 5 milyon metrekarelik dev kompleksin maliyeti ise 400 milyon dolar.
Young Center for the Performing Arts
Bir taşla iki kuş vurmak bu binanın yaptığı işlerden biri: üniversitenin drama bölümüyle profesyonel bir tiyatro grubunu aynı çatı altında birleştirmek bu sayede gençlerin profesyonellerin deneyiminden, profesyonel aktörlerin de gençlerin heyecanınından faydalanmasını sağlamak. Soulpepper Theater Co. ve George Brown College Tiyatro Okulu, Haziran 2006’da taşındıkları binada 3. bir bonusa daha sahip oldular: halk da burada vakit geçirmek istiyordu. Kısacası, merkezin 7 gün 24 saat canlı atmosferi, yıl boyunca gösteri yapılmasına izin veren yeni alan; herkes için faydalı oldu. Taşınmalarının birinci yılında, genellikle klasik bir repertuara sahip olan Soulpepper Tiyatrosu, prıdüksiyonlarının sayısını yüzde 80 oranında yükseltti, seyirci sayısı ise tam yüzde 103 oranında arttı. Yıllık gelir ikiye katlanarak, 6 milyon dolara ulaştı. George Brown koleji ise, hem öğrencilerden hem de eğitmenlerden takdir topladı. Mekan; Toronto’nun Distillery Mahallesini bir kültür merkezine dönüştürmeyi amaçlayan daha geniş bir kentsel planlamanın parçası. KPMB mimarları, 19. yüzyıldan kalmış binayı 10 milyon dolar harcayarak sınıflar, prova alanları ve dört ayrı performans salonundan oluşan bir okula dönüştürdüler. Orjinal binanın endüstriyel mimarisi korundu. İnovativ mimarinin yükselişe geçtiği Toronto’da düşük bütçesiyle dikkat çeken Young Centre for the Performing Arts’ın mimarları; varolan tuğla yapıyı koruyarak mekanın işlenmemiş gerçekliğini ruhu olan bir performans alanına dönüştürmüş. Canlılığıyla dikkat çeken tiyatro mekanının hareketi çok geçmeden içinde bulunduğu eski sanayi mahallesini de etkisi altına alarak; bölgedeki restoran ve mağazaların da gelirlerinini artmasına yol açmış.





